Romanya Sonrası – 2

Braşov

Drakula ve vampir hikayelerine esin kaynağı olmuş, Karpat dağlarının kenarında yer alan Transilvanya’nın ortaçağdan kalma şehri Braşov. 5 günlük Romanya ziyaretimin 5 saatini bu güzel şehre ayırabildim. Keşke daha çok kalabilseydim.

Bükreş’ten neredeyse her saat tren bulmak mümkün. Tabii bu trenler 3-4 çeşit. Ben hızlandırılmış treni tercih ettim. Sonradan web sitesine baktım, hepsi aynı sürede gidiyormuş 🙂 Yaklaşık 3 saatte varabildim. O yüzden de ziyaret sürem azaldı.

Bükreş-Braşov arası demiryollarında yenilenme çalışması yapılıyordu. AB destekli bir proje. İşbitirme tabelasında yaklaşık olarak şu rakamlar yer alıyordu;

Romanya; 45milyon €

AB; 135milyon €

Bu AB’nin Romanya’ya olan desteğinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Yanlış bilmiyorsam birliğe yeni katılan ülkeler bu şekilde yük oluşturuyor.

 

Uzun fakat sakin geçen tren yolculuğum sonrası tren garında yine onlarca Dacia taksi karşıladı beni. Fakat bu kez hepsi beyaz renk 🙂 Yine kapılarında km. ücretleri yazıyor.

 

Kont Dracula(Kazıklı Voyvoda olarak da bilinen III. Vlad’ın lakabıdır)’nın yaşadığı söylenen Bran Kalesine gitmek istedim önce. Pazarlık ettim taksiciyle. Fakat git gel, dönüş trenime yetişemeyebilirdim 🙁 O yüzden gidemedim. Taksiyle Kara Kilisenin de yer aldığı turistik meydanına doğru  gittim.Nispeten daha yeni binaların olduğu caddeleri geçtik. Fakat eski şehir meydanına (Piaţa Sfatului)’ye yaklaştıkça masal dünyasına girdiğinizi hissediyor ve heyecanlanıyorsunuz.

 

Çeşitli ülkelerden turistlerin bir o yana bir bu yana yürüdüğü, cafelerde ve barlarda yiyip içtiği pek güzel bir meydan burası 🙂 Nedenini anlamadığım İtalyan restoranları mevcut. Gulaş çorbasını tavsiye edebilirim.

 

Kayak merkezlerinin bulunduğu Braşov’a Tampa tepesinden kuşbakışı bakabiliyorsunuz. Bunun için teleferikle meydandan tepeye çıkılabiliyor. Tampa tepesinde Hollywood’a benzer Braşov yazısı yazmışlar 🙂

 

1477 yılından kalma kilise Black Church(Biserica Neagră ) gothic mimari yapısıyla turistlerin ilgisini çekmekte.

 

Arkadaşlarınız için hediyelik eşya almayı düşünüyorsanız bu işi sona bırakmayın. Çünkü hediyelik eşya satan dükkanlar saat 4’te kapatabiliyor 🙂 Satılan hediyelik eşyalar genellikle şehrin efsanesi Kont Dracula üzerine. Bu arada Romanya’nın şaraplarının tadına bakılması gerektiğini ve hediye olarak alınabileceğini söyleyebilirim. Trene yetişmek için koştururken hediyelik eşya satan stantlarla karşılaştım. Genelde cam ve ahşaptan el işi ürünler bulunmaktaydı. Fakat buna da vaktim olmadığı için hızlıca geçmek zorunda kaldım.

 

Bu kez taksi kullanmadan yürüyerek geri döndüm tren garına. Taksiyle gelirken gördüğüm masal binaların ve sokakların fotoğraflarını çeke çeke. Dönüş yolculuğumda Karpatların üzerine akşam güneşi vuruyordu. Tepesi bulutları yırtan ulu ağaçlar…

Bükreş İzlenimlerim; Romanya Sonrası – 1

 

Not: Bu başlık gezi notlarımdan aklıma gelenler oldukça güncellenecektir.

Fotoğraflarımı izinsiz ve kaynak göstermeden kullananlar en ağır şekilde cezalandırılacaktır 🙂