Karşı Yaka, Midilli

Bu yaz bir değişiklik yapıp karşı yakayı, Midilli’yi günübirlik de olsa gezmek istedim. Dikili, Sarımsaklı ve Assos’dan rahatlıkla görülebilen Yunanistan’ın en büyük 2. adasına uzaktan bakar, merak ederdim. Bu yazımda deneyimlerimi gitmeyi düşünenler için paylaşacağım.

Gümrükte vize alınabiliyor olması gitmeyi düşünenler için cesaret verici olabilir. Gümrük kapısında kişi başı 60€ vererek alabiliyorsunuz. Yeşil pasaportunuz varsa vize almanıza da gerek olmayacak. 2 gün önceden http://feribot.net/ adresinden Ayvalık-Lesvos(Midilli) biletlerimizi aldım. Gidiş-Dönüş kişibaşı 30€ ‘yu online ödüyorsunuz. Günübirlik dışında yolculuk yapmak istiyorsanız Gidiş-Dönüş tarihlerinizi seçebiliyorsunuz. Tabii bu kolaylaştırılmış vize için bir sorun teşkil eder mi bilemiyorum (ben almaya yeni hak kazandığım yeşil pasaportumun ayrıcalığını kullanmış oldum).

Feribot bileti satın alma işlemi sonunda size ön bilet (voucher) çıktısı veriyor. Bu çıktı ile birlikte yolculuktan en az 1 saat önce çıktının üstünde yazan tur firmasına gidiyorsunuz. Ayvalık-Midilli için bu firma Jale Tur’du. Jale Tur dışında bu işi yapan TURYOL da tercih edilebilir. Her iki firma da uzun süredir iki yaka arasında mekik dokuyorlar.

Feribot bileti ve pasaportunuzun dışında elinizde olması gereken bir diğer belge, yurtdışı çıkış harcı yani kişi başı 15TL. Bunu da vaktiniz varsa herhangi bir banka şubesinden ödeyebilir, makbuzunu alabilirsiniz. Ya da Ayvalık limanında satın alabilirsiniz, size kalmış.

to Lesvos

Yaklaşık 1,5 saatlik yolculuktan sonra Lesvos(Midilli) adasının Mytilini şehrine ulaşıyoruz.

Lesvos(Midilli)

(STOCK)

Mytilini, Lesvos adasının liman şehri. Bu şehirle ilgili tanıtıma geçmeden size adanın adıyla (Lesbos yazılıyor, Lesvos okunuyor) ilgili bilgi vereyim. Anlatılana göre adanın adının Lesbos olmasının sebebi, M.Ö. 5. yüzyılda adada yaşayan ve günümüzde namı tüm dünyaya yayılan özgürlükçü şair Sappho’nun çevresine hemcinslerini topladığı ve yazdığı şiirleri paylaştığı, bu yüzden de ada halkı tarafından “Lezbiyen” olarak yaftalanmasıymış. Halen LGBT turizmi anlamında da adanın önemi büyükmüş.

Günübirlik gitmeyi düşünüyorsanız karar vermeniz bir konu karşınıza çıkacak. Saat 12:00 gibi adada oluyorsunuz ve 18:00’de gümrük işlemleri için tekrar sıraya girmeniz gerekiyor. Tabii biraz da Duty Free Shop için vakit ayırmak isteyebilirsiniz. Bu 6 saati sadece liman şehri Mytilini’de geçirmek mi, yoksa kısa bir ada turu yapmak mı? Kısa tur diyorum çünkü ada gerçekten büyük. Tam anlamıyla gezebilmek için 3 günlük turlar mevcut. Adanın Kuzeybatısına yani Molivos ve Petra’ya gitmenizi önerebilirim. Nitekim ben Molivos’u merak ettiğim için tur teklifini kabul ettim. Jale Tur’un teknesinde soruyorlar size tura katılmak isteyip istemediğinizi. Kişi başı 25€ ya bu turdan faydalanabiliyorsunuz. Araç kiralamaya ya da taksi tutmaya kalksanız çok daha masraflı olabilir. Fakat size şunu söyleyebilirim, çok hızlı bir tur oluyor, hiçbirşey anlamıyorsunuz doğru düzgün. O yüzden günübirlik geldiyseniz sadece Mytilini’yi gezin, Molivos ve Petra’yı merak ettiyseniz, en az 1 gece konaklamalı bir plan yapın. Molivos’u anlatmaya başlayınca detaylara girerim fakat geceliği 18€’ya pansiyon bulabileceğinizi söyleyebilirim.

Liman’dan ayrılır ayrılmaz Jale Tur’un ayarladığı otobüse bindik ve yola koyulduk.  İki Yaka Bir İsmail dizisinin çekildiği Panagiuda köyüne uğradık. Köy bizim Ege’nin balıkçı köylerine çok benziyor. Dizide de iki yaka arasındaki benzerlikler üzerinde duruluyormuş zaten.

Bu köyü geçtikten sonra Sarlıca Palas otelinin önünde durduk ve fotoğraflarımızı çektik.

Sarlıca Palace

(STOCK)

Bir sonraki durağımız Taksiarhis (Başmelek) Manastırı. Ortodoks alemi için çok önemli bir yermiş burası. Bizdeki adak adama gibi bu kiliseye de gelinip dualar ediliyor ve adaklar adanıyor. Bu adakların bir çoğu değerli mücevherler olarak kiliseye bağışlanıyor. Bu mücevherler sergileniyor. Bunun dışında kilisenin önünde duran savaş uçağı da adağı yerine gelmiş bir komutanın hediyesiymiş.

Adak

İnanç turizmi için adaya gelenlerin uğrak yeri bu kilise. Bu kiliseye uğrayıp da ünlü ballı yoğurtlarını yemeden dönmek olmazdı 🙂 Bu arada hediyelik birşeyler alacaksınız hediyelik eşyalara gözatmak için buradaki vakti değerlendirebilirsiniz.

Ballı Yoğurt

Adanın iklimi her ne kadar bana çok sıcak gelmemiş olsa da ballı yoğurt serinletti bünyemi.

Kiliseden ayrıldıktan sonra rotamızı doğru Molivos’a çeviriyoruz. Ancak adanın etrafında dolanan yol o kadar virajlı ve dar ki yol boyunca posta kutusundan biraz daha büyük minyatür şapeller görüyoruz. Kaza geçirmiş yakını için kazanın olduğu yere minyatür şapel yaptırılırmış. Bazı virajlarda birden çok şapel görmek mümkün oluyor.

Lesvos(Midilli)
(STOCK)

Assos’a 6 deniz mili yaklaşabiliyoruz bu kıyı şeridinden giderek.

Lesvos(Midilli)

Oldukça virajlı bir yolculuktan sonra Molivos kalesini görüyoruz ve otobüsle tırmanıyoruz kaleye kadar. Kalede yer alan burçlardan daire şeklinde olanların Osmanlı, kare şeklinde olanların Cenevizliler tarafından yapıldığı söylendi.

Molivos kalesi

Otobüsün döne döne bizi çıkardığı bu yolu çarşıdan geçerek Molivos’u gezmiş ve yolu kısaltmış olduk. Daracık arnavut kaldırımlı sokakları, güleryüzlü esnafı ve tamamen kesme taş evleriyle tekrar gitmeyi düşünebileceğim bir kasaba Molivos.

Molivos çarşı

Ufak tefek hediyelik eşyaları bu yol boyunca satın alabilmeniz mümkün. Eğer Mytilini’ye döneyim orda alırım diye düşünüyorsanız yanılırsınız. Çünkü saat 13:00’den sonra Mytilini’de alışveriş sona eriyor denebilir. Sadece yeme-içme özellikle gece eğlencesi devam ediyor sadece. Bu arada yeme-içme demişken, Molivos’un daha ucuz olduğu söyleniyor.

Açık hava sineması

Uzun zamandır Açık Hava Sineması görmediğimi farkettim Molivos’ta görünce. Doğup üniversiteye kadar yaşadığım Gönen’de 2 yazlık sinema vardı. Her ne kadar film yerine düğünlere tahsis ediliyorlardı.

Fotoğraf çekerek ve kısıtlı zamanımızda alışveriş yaparak Molivos turumuzu da tamamlıyoruz. http://www.booking.com dan da bulabilirsiniz ama Molivos’ta gezerken de boş pansiyonlara rastlayabilirsiniz. Dediğim gibi 18€’dan başlayan pansiyonlar mevcut.

Tur kapsamında sahiliyle ünlü Petra’da denize girme ve yemek molası düşünülüyordu. Turda yaşanan gecikmelerin artması nedeniyle Petra’yı es geçme kararı aldık ve doğru Mytilini’ye geri döndük. Fakat bu kez geldiğimiz yoldan değil, adanın iki doğal körfezinin yanından geçerek geldik. Bu iki körfezden Kallonis ülkemizde ve dünyada sardalyasıyla ün salmıştır. Adada bulunan 16milyon zeytin ağacından bu körfezi saranlar zeytinlerin bir kısmını körfeze dökmektedir. Dökülen bu zeytinlerin denizde yaşayan canlıların iyi beslenmesine ve dolaylı yoldan körfezin ünlü sardalyalarının besili olmasına neden olduğu söylenmektedir.

Mytilini’nin ünlü caddesi Ermou limanın paralelinde uzanmaktadır. Boylu boyunca dükkanlar bulunmaktadır. Ancak tekrar hatırlatmamda fayda var saat 13:00’ten sonra hayalet cadde görünümü almasına şaşırmayın.

Ermou st

Neyseki limandaki cadde buna göre daha işlekti. Şişman Jimmy adında bir restoranda dinlendik ve karnımızı doyurduk. Menüler ve restoran vitrinlerinin Türkçe de yazılmış olması ekonomilerinde önemli bir katkımız olduğunu gösteriyor. Merak edenler için menüden 2 sayfa örnek vereyim. Fiyatlar değişmiş olabilir.

menü1menü2

Fiyatları yüksek gelmiş olabilir ama porsiyonları doyurucu. Adamlar sardalya ve diğer balık çeşitlerinin hakkını verdikleri gibi, onlarca çeşit meze ve zeytinyağlılarda da iddialılar. Özellikle peyniri hem meze olarak çeşitli şekillerde kullanmışlar hem de yemeklerde sıkça kullanmışlar. Aşağıdaki fotoğraflarda peynir köftesi ve sahanda yumurtalı sert peyniri görebilirsiniz. Bir kaç gün uğranabilecek bir yer. Her geldiğinizde yeni lezzetler tadabilirsiniz.

Peynir köftesiSahanda yumurtalı sert peynir

Adadan ayrılık vakti çok çabuk geliyor. Limana gidene kadar açık kalan marketleri (bir çoğu unuttuğumuz köy bakkalı kıvamında) dolaşıyoruz. Midilli adasının ünlüleri Sardalya, Uzo (bizim rakıya benzeyen içkisi) ve zeytinyağı satın alabilirsiniz. Bunların yanısıra Sakız adasından gelen sakızla(Mastik, mastika) ilgili ürünlerden (tatlılar için damla sakızı, sakız reçeli, sakız sabunu vb.) ve yaş fıstık reçeli satın alabilirsiniz. Maden suyuna benzer, hazmı kolaylaştıran bir içeceği bile var sakızın.

Saat 18:00’de gümrük işlemlerini yaptırıp bir an önce Duty Free’ye geçmeye çalışıyoruz. Giriş çıkış işlemlerinin çok yavaş yürüdüğünü söyleyebilirim. Genelde 2-3 gemi(feribot) aynı anda kalktığı için kalabalık olabiliyor. Güvenlik anlamındaysa çok sıkı tedbirlerle insanı sıkmıyorlar. Free Shop Ayvalık Limanında henüz yok, o yüzden alacaklarımızı Mytilini’den alıyoruz. Fikir vermesi amacıyla söylüyorum, Johnnie Walker Black Label 1 LT fiyatı 28€, 1 karton Marlboro 20€’ya alabiliyorsunuz ama almayın çünkü sağlığa zararlılar. Çikolata alabilirsiniz mesela 🙂

Lesvos'a veda

Son fotoğrafımda adaya daha uzun zamanda tekrar uğramak üzere veda ederken 🙂

5 yıl aradan sonra gelen ilave

Midilli’ye daha sonraki yıllar konaklamalı gittik. 2014 yılında Petra’da ve 2016 yılında da Plomari’de kaldık. 

Petra adanın kuzeyinde yer alıyor. Babakale’ye baktığı için telefonumuz roaming’e girmeden çekebildi. Petra’nın denizi kuzeye baktığından mıdır bilmem kaldığımız 4-5 gün boyunca dalgalıydı. Devasa bir kayanın üstüne kurulu kilisesi bulunuyor. Ağustos ayında gittiyseniz Hristiyanlar için bir anlamı varmış. Çeşitli ülkelerden gelenler oldu o hafta. Belli saatlerde okunan ilahiler kayanın üzerindeki kiliseden duyulabiliyordu.

Petra yakınındaki Molyvos kesinlikle gezip dolaşmak için çok güzel bir yer. Yukarıda biraz bahsetmiştim fakat 2014’teki gidişimde Petra’dan geçip gezme fırsatımız oldu.

2016 yılında ise adanın tam güneyinde yer alan Plomari’ye, daha doğrusu Agios Isidoros plajına gittik. Yassı çakıl taşlı plajı çok güzeldi. Denizi dalgasızdı. Bu plaja yakın bir kaç otel ve kiralık evler var. Sandy Bay Hotel‘de konakladık. Otel Plomari’ye ve uzo fabrikasına 5-10 dk. mesafede. Otelde bizi evimizde hissettiren bir sahibi ve çalışanları vardı. Havuzunda daha az vakit geçirip pırıl pırıl plajına gittik. Evet plaj işletmeleri orada da var, fakat şezlonga şemsiyeye dünyanın parasını vermiyorsunuz. Bütün gün işgal edebiliyorsunuz şezlongları. Öğle yemeği saatimiz geldiğinde de o işletmenin menüsünden her gün farklı şeyler denedik. Genellikle fast food tarzı, fakat doyurucu. Alkollü içecek fiyatları plajda olduğu için katlanmıyor. Neredeyse market fiyatıydı. Sipariş vermek zorunlu muydu onu da bilmiyoruz, çünkü tepemize dikilip gitmeyen garsonlar yoktu. Dönüş günü öğlen yemeğimizi Sunset Restaurant‘ta yedik. Porsiyonları iştahlı bir erkeğe göre bile oldukça iyiydi 🙂 

Umarım yazımdan faydalanabilirsiniz. Sorularınızı @gddincer Twitter hesabından bana ulaşarak sorabilirsiniz.

Yazımın tamamını ya da bir bölümünü kaynak göstererek(adımı ve web sitemi belirterek denizdincer.com ) paylaşabilirsiniz. Fotoğraflarımı kaynak gösterseniz dahi izinsiz kullanmayınız. Teşekkür ederim 🙂