Işık Ülkesi AZERBAYCAN

Bu yazımda sizinle Azerbaycan seyahatimi paylaşacağım. Yazımın başlığını “Işık Ülkesi Azerbaycan” koymuş olmamın sebebini açıklayabilmek için bolca fotoğraf da paylaşmaya çalıştım.

9 Ocak 2014 tarihinde Azerbaycan’ın Bakü şehrine THY uçağıyla gittim. Azerbaycan’a AZAL havayolları ile gidip gelmek de mümkün. Bana daha uygun ve konforlu olduğu söylendi fakat henüz doğrulamış değilim.

Bakü’ye ulaşıp otelimize yerleştikten sonra yemek için bir yere misafir edildik. Bildiğimiz restoranlar gibi değil, ayrı odalar halinde düzenlenmiş bir yer. Et yemeği çeşidi oldukça geniş, üstelik oldukça lezzetli. “Sümüklü Et (Kemikli Et yani bildiğimiz Pirzola)” favorimdi. Evet, sordum, kemiğe sümük diyorsanız, bizim bildiğimiz anlamda sümüğe ne diyorsunuz diye, “burnumdan su akıyor” diyorlarmış. Et yemeklerinin ve mezelerin yanında gelen votka ise “bu votkaysa bugüne kadar votka diye içtiklerimiz neydi” diye sormamıza neden oldu. Küçük cam bardaklarla sek içiliyor. (Alkol sağlığa zararlıdır.)

Yol yorgunluğuna ve alınan bir miktar alkole rağmen fotoğraf çekmek için sabırsızdım. Yemek sonrası Bakü’nün ışıklı sokaklarını gezmeye başladık. Saat 23:30 gibi çekmeye başladığım fotoğraflar genellikle alışveriş ve eğlence mekanlarının yoğun olarak bulunduğu Targovi sokağına ait.

Ne anlama geldiğini bilmediğim şirin küreler ve sağladığı yansımalarla fotoğraflara göz atmaya başlayabiliriz.

_DSC2385-72

Zara, Bershka ve Mango ve daha birçok ünlü markanın mağazalarıyla karşılaşmak mümkün.

_DSC2393-72

Mango’daki yeni yıl endirimi dikkat çekici 🙂

_DSC2396-72

Saat 24:00’ü geçmiş olmasına rağmen ışıklı sokaklarda gezinen kalabalık dikkat çekiyor. Yazın bu kalabalığın çok daha fazla olduğu söylendi. Azerbaycan hakkında güzel şeyler duymuştum hep ama bu kadar ışıl ışıl süslenmiş, özenli ve düzenli mimariye sahip binalar görmeyi beklemiyordum.

_DSC2399-72

Alttaki fotoğrafta gördüğünüz kapının el yapımı olduğu ve neredeyse 100 yıllık olduğu söylendi. Bu kapılardan birkaç binada daha gördüm.

_DSC2438-72

Hatırlayacaksınız, Azerbaycan 2012 yılında Eurovision’a ev sahipliği yaptı. İşte ev sahipliğinin yapıldığı “Cyrstal Hall”. Eurovision’dan arda kalan bu muhteşem yapının yanısıra Bakü’deki İngiliz tipi taksiler 🙂

_DSC2427-72

Kültürel değerlere ve sanata ne kadar önem verildiği her sokakta ve alt geçitlerde karşımıza çıkan panolardan kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Mücireddin Beyleqani acaba kapitalist tüketim toplumuna yüz mü çeviriyor 🙂

_DSC2410-72

Azerbaycan halıları bir Pub’ın neon ışıklarının karşısında sönük kalmaktan kendini kurtaramamış görünüyor.

_DSC2413-72

Bunların yanısıra hem Bakü’de hem de Gence’de kukla tiyatrolarının varlığı ilgimi çekti. Başlı başına bir araştırma konusu olabilir.

Maalesef Bakü’den fotoğraflarım bu kadar. Çünkü işim gereği ertesi sabah ülkenin en büyük ikinci şehri Gence’ye doğru yola çıktım. Bakü defterini kapatmadan çok detaya girmeden gece hayatıyla ilgili bilgi vermek istiyorum. Yine bu sokaklarda çok sayıda ve farklı tarzlarda bar ve pub’lar mevcut. Bunun başlıca nedeni olarak farklı ülkelerden (Türkiye ve ABD gibi) Bakü’ye çalışmak için gelenlerin ihtiyaçları gösterilmektedir. Genelde gözlemlediğim Azerbaycan halkının (Gence’yi anlatırken tekrar değineceğim) aşırı dindar olmadığı (bu kısım nolur yanlış anlaşılmasın) fakat (aile yapıları ya da mahalle baskısından mı bilinmez) muhafazakar olduğunu gördüm. Buna rağmen Bakü gece hayatında her türden(!) mekanın var olduğunu tekrar hatırlatarak Gence’ye geçiyorum.

Ertesi gün Gence’ye özel araçla yola çıktık. Cetvelle çizilmiş dümdüz bir yol ve bunun 4 saat sürdüğünü hayal edin. Yol kenarında toprağın üstünün beyaz kaplı olması (tuzluymuş) yol boyunca tarım alanlarının hiç olmamasının nedeniymiş. Gence’ye vardığımızda yine akşam yemeği saatine yetiştik. Bakü’dekine benzer bir ağırlamayla misafir edildik. Detaya girmeyeceğim ama Gence’de et çeşitlerinin yanısıra sebze yemekleri de ağırlıktaydı. Kişnişin mutfağımızda yerinin olmamasına üzüldüm. İlk başta tadı ne kadar garip gelse de alışınca özellikle etin yanında gözüm kişnişi arar oldu.

Yemek sonrası otelimize yerleşip dinlenmeden tekrar şehri keşfe ve fotoğrafa çıktık. Saat 23:30 sırası aşağıda çekilen fotoğraf size Bakü ve Gence arasında benzerlikler ve farklılıklar olduğunu gösterecektir. Evet, Gence’de ışıl ışıl sokaklar, inanılmaz bir atmosferi var. Fakat sokaklarda kimse ama hiç kimse yoktu.

_DSC2457-72

Kısa süre sonra (aşağıdaki fotoğrafı henüz çekmişken) polis aracı tarafından sokakta yürüyen iki turist olarak önümüz kesildi. Önce pasaportları soran polis, ardından çektiğim fotoğraflara bakmak istedi. Arkadaşımın pasaportunu otelde unuttuğunu söylemesi üzerine “sorun değil” diyen polisin derdinin benle olduğunu anlamam uzun sürmedi. Bütün fotoğraflara (300’e yakın) bakacak mısın dememe karşın “Gerekirse evet” demesiyle ortam biraz gerildi. Sonrasında ne iş yaptığımızı sordu. “Türkiye’de devlet memuruyum, görevli gönderildim” diyince pasaportumu ve fotoğraf makinemi kibarca iade edip hızla uzaklaştı. Saat 22:00’den sonra sokaklarda gezilmediğini (erkeklerin bile), güvenli olmadığını, fakat polisin beklentisinin farklı olabileceğini ertesi gün öğrenecektik.

_DSC2460-72

“Erkeklerin bile” yazmama kızanlar (bu arada kızmak Azerbaycan’da kullanılmaması gereken kelimelerden) olacaktır. Ancak Gence, Bakü’den çok daha farklı. Kadınlardan farklı beklentiler mevcut. Kadın sigara ve alkol içemez(içmiyorlar denemez), araba kullanamaz, sokakta (gündüz bile) yalnız gezmesi hoş karşılanmaz. (Belki bu kadar değildir, umarım yanılıyorumdur.) Bakü’ye göre daha muhafazakar bir yapıda (dindarlıktan kaynaklanmadığını bir kez daha hatırlatayım, nitekim camiden çok kilise vardı sanki) olduğunu söyleyebilirim. Her ne kadar hayranı oldukları Türk dizileri aile yaşamlarında gençlerin beklentilerini değiştirmeye başlamış olsa da Bakü kadar hızlı bir değişim içine girmeyeceğini düşünüyorum. Sadece erkekler için kullanılan kafeler mevcut fakat herhangi bir bar ya da pub olmadığını öğrendik. Bu tür yasakların tabii farklı yollarla farklı mekanlarda delindiğini de duydum.

Bu yazdıklarımla kimseyi yargılamak da istemiyorum. Her toplum kendi kültürel değerleri ve gelenekleri bağlamında değerlendirilmelidir. Dışardan yaptığım gözlemle bir yaşam tarzını yargılamaya kalkmak büyük bir yanlış olacaktır.

_DSC2462-72

Cavad Han sokağı Gence’nin en güzel sokaklarından biri. Bankalar, giyim ve hediyelik eşya üzerine mağazaların bulunduğu bir sokak. Gezilmesini ısrarla tavsiye ediyorum. Hediye demişken çizgi film karakteri Maşa oldukça popüler 🙂

_DSC2477-72

Ertesi gece biraz daha erken fotoğraf çekmeye çıktığım için sokaklarda gezinenleri görüntülemek mümkün oldu.

_DSC2486-72

_DSC2487-72

Gündüzleri ise işimin yoğunluğu nedeniyle çok az fotoğraf çekme fırsatım oldu.

_DSC2501-72

El işlemeli kapılar Gence’de de dikkat çekiyor.

_DSC2504-72

_DSC2505-72

Gence’nin kültür ve sanat bakımından Bakü’den aşağı kalır yanı bulunmamaktadır. Genceli Nizami yani Nizami Gencevi adında 1141 – 1209 yılları arasında Gence’de yaşamış ünlü bir şair ve düşünürleri bulunmakta. Leyla ve Mecnun, Hüsrev ve Şirin, İskendername ve Yedi Güzel başlıca eserlerindendir.

Gence’den tekrar Bakü’ye döndük ve ertesi gün THY uçağı ile Türkiye’ye yola çıktık.

Gitmeyi düşünenler için birkaç bilgilendirme daha yapmak istiyorum. Azerbaycan’da hayat pahalı mı? Çok ucuz sayılmaz. Özellikle kazançları düşünüldüğünde. Akaryakıt ve arabalar ucuz. Bu arada çok eski ve ucuz arabalar da var daha önce görmediğim son model spor arabalar ve cipler de. Ama bunlar dışında hayat nedense çok da ucuz değil.

Azerbaycan para birimi 1 Manat, yaklaşık 0.90 Euro’ya denk geliyordu. Benzin 1 TL’den daha düşük. Maalesef Euro’nun TL karşılığı 3 TL’yi geçtiği bir zamanda gitmiş olduğum için Free Shop çok da avantajlı olmadı.

Euro’yla her yerde harcama yapamıyorsunuz o yüzden hava alanında Euro’larınızı Manat’a çevirmekte fayda var.

Gitmeden Türkiye’de yapmayı düşünüyorsanız Manat bulamayabiliyorsunuz. Avea için yurtdışından arama paketi aldım ancak doğrudan arama yapamadım. USSD kodu ile (* ve #’li bir kod ve aramak istediğin numara) gerçekleştirdim aramaları.

Maalesef kandaşlarımızın ülkesine gidebilmek için (yeşil pasaportunuz yoksa) vize alınması gerekiyor. Bunun nedeni de bildiğim kadarıyla geçtiğimiz yıllarda ülkemizin Ermenistan’a bir konuda destek çıkması. Ermenistan’ı dost kazanma çabamız Azerbaycan’ın ülkemize vize koymasına neden olduğu konuşuluyor.

Bu arada halen Ermenistan’la yaşadıkları sorunlar kiminle konuştuysam oldukça taze ve bu şekilde giderse külleneceğe benzemiyor.

Trafik Bakü’de sakin olmayı gerektiriyor. Korna seslerine ve kaza yapar mıyız endişesini bir kenara bırakın.

Kesinlikle Türkiye’nin başka bir vilayetine seyahat etmişsiniz gibi hissedeceksiniz. Dillerini (Azerbaycan Türkçesi) başta kolay anlayamacaksınız belki ama kısa sürede alışacaksınız. Özellikle Bakü’de Türkiye Türkçesi kullanıldığını göreceksiniz (bence yine Türk dizilerinin etkisi). Fakat Gence’de de aynı şekilde olacak sanmıştım yanılmışım. Özellikle yaşlıların konuşmaları (rusça kelimeler de mevcut) çok anlaşılabilir değil. Fakat yine de çok rahat anlaşabiliyorsunuz. Konuşmaları ve özellikle erkeklerin tipleri Erzurum, Kars ve Iğdır’daki halkımıza oldukça yakın. Fakat kadınları sanki Rus hemcinslerine de benzemekte 🙂

Azerbaycan’dan kazandığım dostluklar ile döndüm. Misafirperverlikleri bizim unutmaya başladığımız sıcak kanlı halimize benziyor. Kesinlikle birçok Avrupa ülkesinden önce gidilip görülmesi gereken bir ülke olduğunu belirterek uzun zamandır ertelediğim yazıma nokta koyuyorum.

Not 1: Azerbaycan’a gitmeden önce yaptığım kısa ön araştırmamda denk geldiğim blogun sahibi Zuhal OKÇU’ya ayrıca teşekkür ediyorum.

Not 2: Aklıma gelenler oldukça yazıyı güncelleyebilirim.

Not 3: Fotoğraflarımı izinsiz ve kaynak göstermeden kullananlar en ağır şekilde cezalandırılacaktır 🙂